Pnömoni tedavisi

Pnömoni tedavisi

pnömoniPnömoni akciğer parankiminin akut inflamasyonudur ve halk arasında zatürre ismi ile de bilinir. Bu inflamasyonda alveoller eksuda ile dolar ve konsolidasyon gelişir. Nedeni infektif veya kimyasal nedenlerle akciğer savunma mekanizmasının bozulmasıdır. Yaşlılarda ve immün sistemi baskı altında olan kişilerde daha çok geliştiği için yaygın bir ölüm nedenidir.

Ateş, nefessizlik hissi ve genellikle dehidratasyon gibi belirtileri vardır. Genellikle ateş, boğaz ağrısı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu belirtilerini takiben başlar ve hastalarda bu belirtilerden 2-3 gün sonra yüksek ateş, titreme, hızlı soluk alıp verme, halsizlik, öksürük, balgam çıkarma, nefes almakla batıcı tarzda göğüs ağrısı ve hastalığın ciddiyeti ile ilişkili olarak nefes darlığı, siyanoz gibi semptomlar ortaya çıkar. Atipik seyirli pnömonilerde baş ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi belirtiler de olabilir. Hastaların birçoğunda dudak ve dudak çevresinde uçuk görülebilir. Etkilenen bölgenin ekspansiyonu azalır.

pnömoni röntgeniOskültasyonda bronşial sesler duyulur ve akciğer röntgeninde oposite(havalanma azlığı nedeni ile beyaz bir görünüm) gözlenir. Bazı hastalarda öksürükte olabilir, başlangıçta kuru öksürük görülür ancak bazen hemoptizide gözlenir. Hastalık tamamen iyileşirse akciğer yapısı korunur ancak aşırı hassaslaşan sinir uçları nedeni ile kuru bir irritan öksürük hastanın kalan ömrü boyunca devam edebilir.

İleri yaş, sigara kullanımı, aşırı soğuk havaya maruz kalma, kronik bir kalp hastalığının varlığı, alkol yada madde bağımlılığı, bazı nörolojik hastalıklar ve zararlı gazlara maruz kalmak gibi olgular pnömoni için zemin hazırlayıcı faktörlerdir.

Pnömoni kendi içerisinde bronkopnömoni, aspirasyon pnömonisi ve pnömocystis carini pnömoni gibi alt dallara ayrılarak incelenebilir.

  • Bronkopnöomoni’de pnömoni daha çok akciğerin alt loblarını tutar. Bu pnömoni çeşidi daha çok yaşlı ve fazla hareketli olmayan bireylerde görülür. Hastaların tedavisinde mutlakadaha mobil hale gelmeleri amaçlanır.
  • Lober pnömoni’de hastalık sadece bir lobda sınırlı kalmıştır, ilave olarak plöritik ağrı gelişir. Bu ağrı derin nefes alma ve öksürme ile artar ve konsolide lobun üzerinde ki plevranın inflamasyonuna bağlıdır. Tedavisinde diğer pnöomoni türlerinden farklı olarak TENS kullanılabilir.
  • Aspirasyon pnömonisi mide içeriği gibi istenmeyen bir maddenin akciğerlere kaçması sonucu oluşur.  Bu aspirasyon dakikalar içerisinde alveolar kapiller membranı aşındırarak şiddetli bir pnömoni başlatır. Pulmoner ödem, hemoraj ve nekroz gelişir. Aspirasyon daha çok sırt üstü pozisyonda meydana geldiği için en çok sağ lobun apikal segmenti etkilenir.
  • Pnömocystis carini pnömoni kişilerin savunma mekanizmaları sonradan kazanılan immün yetersizlik sendromu (AIDS) veya geçirilen bir organ tranplantasyonu sonrası uygulanan ilaç tedavisi nedeni ile zayıflamışsa, o kişi normalde patojenik olmayan mikroorganizmalarla oluşacak fırsatçı enfeksiyonlarla karşılaşabilir. Bu pnömoni çeşidi AIDS’in belirgin özelliklerinden birisidir. Hastalarda aşırı zayıflama, solunum yetmezliği ve hipoksi görülür.

Tüm pnömoni türlerinde ortak olarak antibiyotik tedavisi uygulanır, ayrıca tüm hastalar bir fizyoterapist eşliğinde fizik tedavi ve rehabilitasyon programına alınırlar. Hastalığın rehabilitasyonunda postüral drenaj, manuel teknikler, öksürme eğitimi, solunum egzersizleri ve mobilizasyon teknikleri kullanılır. Pnömoniden korunmak için KOAH, bronşektazi, astım, kalp yetersizliği gibi kronik hastalıkların varlığında ve ileri yaştaki hastalarda, pnömoni ve grip aşılarının hekim kontrolünde uygulanması gerekir.

Pnömoni olgularında, tedaviye gecikmeden başlanması, özellikle yaslı hastalarda prognozu olumlu yönde etkileyebilmektedir. Tüm invazif işlemler ve gelişmiş laboratuvar desteğine karşın, TGP olgularının yaklaşık yarısında etken saptanamamaktadır. Bu durum başlangıçta empirik antibiyotik tedavisini zorunlu hale getirmektedir.

zaturre_1Tedavi süresi hastalığın başlangıçtaki şiddetine, sorumlu etkene, uygulanan tedaviye, bakteriyeminin ya da eşlik eden hastalığın veya komplikasyonların olup olmamasına ve konağın bireysel yanıtına göre değişebilir. Klinik yanıt; ateş, solunum ve hemodinamik parametrelerin monitörizasyonu ile değerlendirilir. Aynı kriterler hastaneden taburcu edilmede de geçerlidir . 48-72 saat içinde klinik düzelme beklenir. Ateş genellikle  2-4 günde düşer. Lökosit sayısı 4 güne kadar normale döner.

Bu yazıyı 4.581 kişi okudu

Bir yorum

  1. cerrahi sonrası apikal ekspansiyon yapılmıyor. yaptırmıyorlar. bunun sebebi nedir acaba?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*