Kas Hastalıkları nedir?

Kas Hastalıkları nedir?

Kas hastalıkları kasta ki yapısal bozukluklar, enzim eksiklikleri ve protein kaybı gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen ve oldukça farklı çeşidi bulunan nörolojik hastalıklardır. Hastalık genelde genetik geçiş gösterir ve ilerleyici niteliktedir. Bazı kas hastalıkları solunum kaslarının tutulmasına bağlı olarak ilerleyen dönemlerde ölümcül olabildiği gibi, bazı kas hastalıklarında ise sadece fonksiyonel kayıp vardır. Günümüzde kas hastalıklarının etkin bir tedavisi henüz olmasa da hastalar fizik tedavi ve rehabilitasyon programına alınırlar ve fizyoterapist eşliğinde yapılan egzersizlerle hastalığın neden olabileceği çeşitli komplikasyonların önlenmesinin yanı sıra günlük yaşam aktivitelerinde de iyiye gidiş sağlayabilirler.

Hastalık bir çok belirti ile ortaya çıkabilmektedir ki en belirgin semptom kuvvet kaybıdır. Kuvvet kaybı distal veya proksimal bölgede olabilmektedir. Kas hastaları genellikle yokuş ve merdiven çıkma, oturduğu yerden kalkma, yürüme, kollarını kaldırıp yükseğe uzanma, başını yıkamada güçlük gibi şikâyetlerle doktora başvururlar. Bu şikâyetlerin yanı sıra mimik kaslarında da kuvvet kaybı görülebilir. Kas hastalarında kuvvet kaybı ilerleyici tiptedir. Ancak kazanılmış kas hastalıklarında (inflamatuar myopati gibi) kuvvet kaybı subakut gelişmektedir. Bazı kas hastalıklarının kendine özgü etkilediği spesisik kaslar vardır. Yüz ve mimik kasları, scapula ve humerus çevresindeki kaslarda özellikle asimetrik kuvvet kaybı varsa Fasioskapulohumeral musküler distrofi (FSHMD), frontal, yüz kasları ile birlikte sternokleidomastoid kas ve distal (özellikle tibialis anterior) kasların tutulması öncelikle miyotonik distrofiyi düşündürmelidir.

Yorgunluk has hastalarının sıklıkla belirttikleri bir şikâyettir. Bir hareketi yapmakla o kasta, bazen başka kaslarda da, çok ileri derecede yorgunluk (tükenme) ortaya çıkar. Bu yorgunluk, başlangıçta normal veya daha iyi kuvvet oluşturan kasın hareketinde devamlılığın sağlanmasındaki güçlük nedeni ile ortaya çıkabilmektedir.

musküler atrofiKlinik olarak myotoni kasın aktivite sırasında kasılmasının normal, kasıldıktan sonra gevşemenin güç olduğu bir durumdur. Bu gevşeme güçlüğü o kasın, istirahatten sonraki ilk hareketlerinde çok belirgin olup aynı hareket tekrarladıkça gevşeme güçlüğü azalır, harekette rahatlama görülür. Bu durum bazı hastalıklarda tek belirti olmasına rağmen myotonik distrofide kalıcı kas kuvvet kaybı ile birliktedir.

Bir diğer belirti olan psödohipertrofi kasta görülen yalancı hipertrofidir. Henüz kaybedilmemiş kas liflerindeki hipertrofiye bağ ve yağ dokusundaki artış da eşlik eder ve kas kitlesi bu nedenle artar. En sık gastroknemius-soleus kas grubunda, bazen kuadriseps kasında, biceps brachii ve deltoid kaslarında görülmektedir. Aynı miyopati nedeni ile çevredeki kasların atrofik durumda olması bu genişlemiş görüntüyü abartılı hale getirebilir.

Kas hastalıklarında protein sentezi ile dejenerasyonu arasındaki dengesizlikten dolayı atrofi görülmektedir. Kas hastalıklarında atrofi periferik sinir hastalıklarına göre geç gelişmektedir. Bazı kasların seçici atrofisi özel bazı bozukluklarla ilişkili olabilir. Fasioscapula humeral musküler distrofide deltoid kasında, Emery –dreifuss ‘da biceps gibi humeral kaslarda ve tibialis anterior, gastrocnemius gibi distal bacak kaslarında, ayrıca temporalis ve sternocleidomastoidin myotonik distrofisinde seçici atrofiler görülür .

Belirli bir hareketi yapmakla, o hareketi yapan kasta gelişen ve normalde olmaması gerektiği ölçüde olan yorgunluğa egzersiz intoleransı denir. Yorgunluğu doğuran hareket, hareket sırasında enerji elde etmek için kullanılan metabolik yollardan hangisinin tutulduğuna bağlıdır. Örneğin bir hastada yürürken egzersiz intoleransı gelişiyor ancak bu hasta hızlı koşarken rahatsız olmuyorsa bu durum öncelikle, tip-1 kas lifleri ile yavaş hareketleri yapmamızı sağlayan lipid metabolizmasının bozukluğunu düşündürmelidir. Buna karşılık hastada aynı yakınma örneğin seri ve hızlı yapılan yer silme gibi bir kol hareketinde, kol kaslarında ortaya çıkıyorsa bu kez başlıca tip-2 kas liflerinin kullandığı glikojen metabolizmasının bozuk olduğu düşünülmelidir .

İleryeci kas zayıflıkları, yorgunluk, ligament laksitesi veya gerilmesi, yürüme ve posturdeki anormalliklerin sonucu olarak kas hastalarında ağrı görülmektedir. Eklem konraktürleri, subluksasyon ve dislokasyonlar kas hastalıklarında yaygın görülen problemler olarak ifade edilmektedir. Aynı eklemin etrafındaki kasların kuvveti birbirinden farklı olduğunda o eklem, belli bir poziyonda durma egilimi gösterir, ilgili kasta kısalma olur ve zaman içinde eklemin bu pozisyonu sabitlesir ve kontraktür oluşur. Kas hastalıklarında bu kontraktürün gelişmesi genellikle yıllar alır. Kontraktür oluşuncaya kadar tendonda gelişen ve giderek artan sertlik, egzersizle veya eklemi ters pozisyonda tutan atellerle önlenebilir veya azaltılabilir.

Bu yazıyı 4.748 kişi okudu

3 yorum

  1. Now I know who the brainy one is, I’ll keep looking for your posts.

  2. Americans love you and Mitt more than you ever know. Be blessed and no natter what, for us and in our hearts, you are the real deserving President and First Lady of the USA

  3. Hey Joel,Thanks for the questions I’d be happy to elxapin .I love talking about this stuff!But first, let me say that the goal of this production isn’t to demonstrate the full potential of the equipment, etc. The goals, in the order of priority, are:1. Make a fun and inspiring video about these recording sessions2. Demonstrate the brainstorming/decision-making process used to achieve a desired musical/sonic outcome3. Produce an effective track based on a deliberate idea of what that means for the given track (e.g., danceable or natural or ethereal or )4. Discuss the outcome with anyone and everyone, such as yourselfThe goal for this particular session was to create a dance track. Consequently, it may not sit well with certain people or settings. Nonetheless, we had a goal in mind, and I did my best to achieve it.Back to your production questions the compression on the drums is somewhat unrelated to the idea of drummer’s point of view . The drummer’s point of view is more related to the depth of field. That is, the mix was made to feel like you were sitting in the drummer’s seat on the stage. The depth of field is created by the varying proximity of the instruments, from close to far: Bass, Percussion, Synth, Gtr, Horns, Vocals. The compression on the kick drum is a 3-band compressor. It’s purpose is to shape the tone of the kick drum, specifically for the kick to have shake-your-booty’ impact while still sitting nicely in the mix. If instead I just lowered everything else and turned-up the drums, the balance of the mix would be thrown off. Plus, the tone of the kick is exactly what was in my head for this track so I went for it!But this use of compression is somewhat different then reducing the dynamics of the performance (i.e., what is used to boost volume). Specifically, my use of compression on the kick is affecting the micro-dynamics that is, the dynamics of the envelope of the kick drum (the attack, decay, release, sustain). So, please keep in mind that this production style was used for this track for aesthetic (subjective) purposes not to compete with FM radio. I’d hope that all of my productions would transcend genre and be enjoyable for EVERYBODY perhaps I came up short this time. Please sign up for future videos the next video features a delicate yet lush track that is mostly acoustic and minimally processed (and not built for the dance floor!).Best,-e

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*