Diz Kontraktürü

Diz Kontraktürü

Diz vücut ağırlığını taşıyan eklemler arasında dıştan gelen ve tekrarlayıcı travmalara en açık olan eklemdir . İki uzun kaldıraç kolu (femur ve tibia) arasına yerleştiğinden şiddetli stresleri alır ve absorbe eder. Kas kitlesinin azlığı ve mobilitenin fazlalığı nedeniyle kadınlarda diz yaralanmaları daha kolay ortaya çıkabilir. Günümüzde hızlı yaşam ve sportif aktivitelerin artmasına paralel olarak kişi daha fazla travmaya uğramakta, yaralanmalardaki artış tedavide immobilizasyonu zorunlu kılmaktadır. Kısa süreli immobilizasyon bile EHA’da azalma ile sonuçlanmaktadır.

Diz ekleminin uzun süreli immobilizasyonu dizde sertlik, EHA’da azalma ve diz kontraktürü ile sonuçlanır. Diz fleksiyon kontraktürleri bazı ağrılı durumlar sonucu gelişebilir. Total diz artroplastisi sonucu diz fleksiyon kontraktürleri ortaya çıkabilir. Fikse kontraktürler ligamantöz, kapsüler ve kemiksel deformitelerin sonucudur . Diz ekleminde cerrahi sonrası immobilizasyon dönemini izleyen sertlikler sık görülür. Postoperatif diz fleksiyon kısıtlılığı nedenleri arasında adezyonlar, fibrozis, rektus femoris kasının uzunluğunda azalma sayılabilir.

Eklem aktif ya da pasif olarak uzun süre hareket ettirilmediğinde sertleşir, çevresindeki kasların yerini konnektif doku alır, irreversibl deformite gelişebilir. Proliferatif fibröz konnektif doku quadriseps tendonunun alt yüzünü ve krusiyat ligaman gibi intraartiküler yumuşak doku yapılarını kapsamaktadır. Bu durum, eklem dışı kıkırdak yüzeylerde de görülmektedir. Zamanla dokunun yüzeyindeki fibröz konnektif doku daha matür skar Ģekline dönüşerek adezyonlar oluşmaktadır. Bu proliferasyon tavşan, sıçan, köpek gibi birçok farklı türde gösterilmiştir. Benzer değişiklikler insan diz ve intervertebral eklemlerinde de göze çarpmaktadır. Tavşan dizinde uzamış kullanmama (9-12 hafta) sonucu, periartiküler konnekif dokuda fibronektin konsantrasyonunda anlamlı değişiklikler saptanmıştır. Fibronektin normal kollajen organizasyonu ve iyileşmenin fasilitasyonu için gereklidir .

Diz fleksiyon kontraktürü hasta muayene masasında pron pozisyonda yatarken ölçülür. Patellanın distali tam masanın kenarına gelmelidir. Ekstansiyon kontraktürlerinin ölçülmesinde, hasta muayene masasında supin pozisyonda yatmalı, kalçalar 90º fleksiyonda olmalıdır. Pasif diz hareketinin minimal ağrıyla sert sonlanması kontraktür ve skar dokusu formasyonuyla uyumludur. Yumuşak, süngerimsi, çok ağrılı sonlanma ise kilitli menisküs yırtığını düşündürür.

Kontraktüre bağlı yürüme bozukluğunda iki eleman birlikte etkilidir. Birincisi kontrakte ekstremitenin kısa olması, ikincisi ise yürümenin periyodlarıyla uyuşmayan kontraktür pozisyonunun bulunmasıdır. Dizdeki fleksiyon kontraktürü basma fazında salınım fazından daha etkilidir. Çünkü topuğun yere konması sırasında ayağın yeterli derecede ekstansiyona gelmesini güçleştirir. Dizin fleksiyonu ayrıca ekstremitenin öne doğru olan eğimini de azaltır ve sonuçta yerden yukarı ve arkaya doğru olan vuruş da zayıflar. Bunun sonucu yürüme hızı azalır. Bacak kısa olduğu için salınım periyodu kısalır. Öte yandan 30º fleksiyon kontraktürüne dek yürümedeki bozulma azdır. Bu dereceden sonra ise tipik kısa bacak yürüyüşü görülür. Diz ekstansiyonundaki kısıtlılık 30º’nin altında ise hasta taraftaki ekstremite basma dönemine geçtiğinde pelvis basan bacak tarafına daha fazla eğilerek salınma döneminde bulunan karşı taraftaki ayağın yere takılmasını engelleyebilir ve çok belirgin bir yürüme bozukluğu ortaya çıkmaz. Buna karşılık ekstansiyondaki kısıtlılık 30º’nin üzerindeyse bu durum artık pelvisin lateral eğimindeki artmayla kompanse edilemez ve kısa bacak yürüyüşü ortaya çıkar. 3-3,5 cm’ye dek kısalıklar kısa taraf pelvisi aşağı düşürerek giderilebilir. Kısalık bu miktarı geçtiğinde hastalar ayaklarını ekinus durumuna getirerek telafi etmeyi seçerler. Uzunluk farkı 7,5-10 cm’yi geçtiğinde hastalar karşı taraf dizlerini fleksiyona getirmek yoluyla uzun tarafı kısaltarak yürürler.      Diz ekstansiyon kontraktüründe ise durum biraz daha değişiktir. Burada ekstremite uzundur ve dolayısıyla salınım sırasında kısalmayı kendiliğinden sağlayamaz. Bu kısalmayı yapmak için ya kalçadan abduksiyonda sirkumdiksiyon yapar ya da aynı taraf pelvisini yukarı kaldırır.

Bu yazıyı 5.980 kişi okudu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*